ABD Büyükelçiliği Önünde Tom Barrack’a Yönelik Protesto

22 Mayıs 2026 tarihinde Kızılcagün Platformu öncülüğünde, Türkiye’nin Ankara kentinde bulunan ABD Büyükelçiliği önünde bir grup vatandaş toplandı. Katılımcılar, ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın son zamanlarda yaptığı tartışmalı açıklamalara karşı duruş sergiledi. Emekli Albay Orkun Özeller tarafından okunan basın açıklamasında, şu ifadeler yer aldı:

“Bugün burada toplanmamızın nedeni, ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına yönelik ihlallerini ve Türk milletinin onurunu zedeleyen sözlerini protesto etmektir. Uluslararası alanda ulus devletleri zayıflatmayı hedefleyen ABD politikalarının temsilcisi olarak gördüğümüz Barrack’ın ‘istenmeyen adam’ ilan edilmesi ve sınır dışı edilmesi yönündeki ortak irademizi buradan haykırıyoruz. Göreve geldiği günden bu yana ABD’nin sömürge valisi gibi davranan Barrack’ın ‘dokunulmazlığı’ Türk milleti için artık kabul edilemez bir durumdur. Dışişleri Bakanlığı’nın bu konudaki sessizliği ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile yaptığı görüşmelerdeki oturma düzeni, Barrack’a ‘yüksek komiser’ muamelesi yapıldığını göstermektedir.

Barrack, Türkiye için en uygun yönetim biçiminin ‘yeni Osmanlı’ olduğunu belirtmiş, PKK/PYD’nin müttefikliğini savunmuş, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını istemiş ve Bartholomeos’u ‘Ekümenik’ olarak tanıyarak Lozan Antlaşması’nı ihlal etmeyi hedeflemiştir. Şimdi de Türkiye’ye ‘monarşik cumhuriyet’ biçiminde bir düzen önerme cüretinde bulunmaktadır. Barrack’ın “Orta Doğu’da başarılı olabilen tek hükümetler monarşik yapıya sahip güçlü liderlik rejimleridir” ifadesi, hem Mustafa Kemal Atatürk’e hem de Türk milletine saygısızlıktır. Ayrıca, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini ‘dört ülkede yaşayan Kürtlerin kendi yaşamlarını belirlemesine imkan tanıma’ şeklinde tanımlaması, üniter yapımıza doğrudan bir saldırıdır.

Bu açıklamalar ışığında, AKP hükümetinin ABD’yi ‘stratejik ortak’ olarak görmesi kabul edilemez. Eğer ülkemiz bir tatbikatta vuruluyorsa, Kıbrıs’ta barış harekatımızda destek bulamıyorsak, PKK ve uzantılarına silah veriliyorsa, askerimize çuval geçiriliyorsa ve FETÖ liderinin ABD’de korunmasına göz yumuluyorsa, bu durum stratejik ortaklık değil, düşmanlık olarak değerlendirilmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti, bağımsızlığını Kurtuluş Savaşı ile kazanmış ve Cumhuriyet ile taçlandırmıştır. Bu ruhu ve bilinçten bir adım geri atmayacağız. Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti’nin başında bulunan cumhurbaşkanlığı makamı ve ilgili bakanlıklar, Türk devletine ‘don biçmeye’ çalışan ABD Büyükelçisi’nin istenmeyen bir kişi ilan edilmesi gerektiğini belirtmelidir. Türk devleti, tüm dünyaya Türk milletinin kaderinin yalnızca milletin iradesiyle belirleneceğini ve hiçbir yetkinin bu iradeye müdahale edemeyeceğini göstermek zorundadır. Aksi taktirde, Türk milleti, siyasi iktidarın milli egemenliği hiçe saydığını ve emperyalist ve Siyonist merkezler tarafından esir alındığını düşünecek ve milli iradeye sahip çıkan eylem ve mitinglere devam edecektir.