Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Emre Durakoğlugil, hipertansiyonun gizli tehlikeleri hakkında önemli bilgiler verdi. Türkiye’deki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 30’unun, yani 15 milyondan fazla bireyin yüksek tansiyon hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Durakoğlugil, “Bu kişilerin neredeyse yarısı hastalığının farkında değil. Tanı konan bireylerin ise sadece üçte biri kan basıncını sağlıklı düzeylerde tutabiliyor. Hipertansiyon, ülkemizde kalp krizi ve felç gibi hayati tehditler oluşturan ölümlerin en büyük risk faktörüdür. 45 yaş üstü bireylerin yüzde 40’tan fazlasında hipertansiyon görülmektedir ve kentsel yaşam tarzı, hareketsizlik ve aşırı tuz tüketimi bu durumu daha da kötüleştirmektedir” diye konuştu.
‘HİPERTANSİYON, BELİRTİ VERMEDEN İLERLEYEBİLİR’ Prof. Dr. Durakoğlugil, hipertansiyonun en tehlikeli özelliklerinden birinin uzun yıllar boyunca belirti vermeden ilerlemesi olduğunu vurguladı. “Birçok insan, kalp krizi veya felç gibi ciddi bir durumla karşılaşana dek hastalığının farkında olmuyor. Kan basıncında büyük artışlar ya da kronik hasar belirmeye başladığında bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Özellikle sabah baş ağrısı, ense ağrısı, çarpıntı, görme bulanıklığı, baş dönmesi, kulak çınlaması, nefes darlığı ve burun kanaması gibi belirtilere dikkat edilmeli. Toplumda yaygın olan ‘tansiyonum yüksek olsa bunu hissederim’ düşüncesi son derece yanıltıcıdır. Hipertansiyon, sessizce ilerleyerek damarları, kalbi, böbrekleri ve beyni tahrip etmeye devam eder. Bu nedenle her yetişkinin düzenli olarak kan basıncını ölçtürmesi oldukça önemlidir” dedi.
‘TEDAVİDE YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİNE DİKKAT’ Prof. Dr. Durakoğlugil, hipertansiyon tedavisinin iki temel unsurdan oluştuğunu, bunların ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişikliği olduğunu ifade etti. “Erken evre hipertansiyon vakalarında ilaç kullanmadan alınacak önlemler yeterli olabilir. Ancak orta ve ileri evrelerde ilaç tedavisi şarttır. İlaçlar, yalnızca kan basıncını düşürmekle kalmaz, aynı zamanda organ hasarını önlemede de önemli bir rol oynar. Günlük tuz tüketimini 5 gramın altına indirmek, haftada 150 dakika düzenli aerobik egzersiz yapmak, sağlıklı bir kiloyu korumak, alkol tüketimini sınırlamak ve sigarayı bırakmak, kan basıncını kontrol altında tutmada etkili yöntemlerdir. Düzenli kan basıncı ölçümü ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde hipertansiyona bağlı meydana gelen kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği vakalarının büyük bir kısmı önlenebilir. Yılda en az bir kez tansiyonunuzu ölçtürün; 40 yaş üstündeyseniz ya da ailenizde hipertansiyon öyküsü varsa bunu altı ayda bir tekrarlayın. Belirti beklemeden harekete geçmek, hayat kurtarıcı olabilir. Çünkü hipertansiyon sessiz ilerler, ancak yol açtığı zararlar sessiz değildir. Şüphe duyduğunuzda bir kardiyoloji uzmanına başvurmayı ihmal etmeyin; erken tanı, sağlıklı bir geleceğin en önemli güvencesidir.”