21 Mayıs 2026 tarihinde, gazeteci Alican Uludağ’ın sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşecek. İddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanarak Uludağ’a “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “yargı mensuplarını alenen aşağılama” suçlamalarını yöneltiyor. Bu suçlamaların zincirleme şekilde işlendiği iddia edilerek cezaların artırılması talep ediliyor. Uludağ, duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılacak.
Duruşma öncesinde Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Ruhat Sena Akşener, yalnızca düşünceleri ve gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılan tüm medya çalışanlarının derhal serbest bırakılması gerektiğini belirtti. Akşener, Uludağ’ın dava dosyasındaki paylaşımları detaylı bir şekilde incelediklerini ve bu ifadelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesi ve Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 19. Maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü çerçevesinde yer aldığını vurguladı.
Akşener, hükümet yetkililerinin kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen TCK 217/A maddesinin meclisten geçişi sırasında gazetecilerin hedef alınmayacağı konusunda güvence verdiklerini hatırlattı. Ancak son dört yılda, somut bir kanıt olmaksızın medyanın bu madde ile susturulmaya çalışıldığını savundu.
Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’deki adli makamlara TCK 217/A, 299 ve 301. maddelerinin uluslararası insan hakları standartlarıyla çeliştiğini belirterek bu maddelerin acilen yürürlükten kaldırılmasını talep etti. Adalet Bakanlığı’nın resmi verilerine atıfta bulunarak yalnızca 2024 yılında bu suçlamalar kapsamında 55 binden fazla kişi hakkında soruşturma açıldığını ve 17 bin 895 kişinin sanık durumuna düştüğünü ortaya koydu. Örgüt, toplumda korku iklimi yaratmayı amaçlayan bu keyfi tutuklama süreçlerinin ve cezalandırma mekanizmalarının sona ermesi konusunda kararlılığını yineledi.